Tarih Boyunca Hürriyet Ve İstiklale Timsal Olmuş Bir Milletiz. Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.
  • Adaletforumu'na Hoşgeldiniz

     Untitled Document
    Ceza Genel Kurulu Kararları Ceza Mevzuatı Ceza İçtihatları Bir Bilene Sor Hukuk Genel Kurulu Kararları Hukuk Mevzuatı Hukuk İçtihatları
    Ceza Genel Kurulu Kararları
    Ceza Mevzuatı
    Ceza İçtihatları
    Hukuk Genel Kurulu Kararları
    Hukuk Mevzuatı
    Hukuk İçtihatları
  • İş mahkemesinde kesinlik sınırına ve kesinlik sınırının hangi tarihe göre belirleneceğine dair.

    · İş mahkemesindekesinlik sınırına ve kesinlik sınırının hangi tarihe göre belirleneceğine dair.
    T.C.
    YARGITAY
    Hukuk Genel Kurulu
    ESASNO : 2012/9-840
    KARARNO : 2012/814 YA R G I T A Y İ L A M I

    İNCELENENKARARIN
    MAHKEMESİ :Ankara 4. İş Mahkemesi
    TARİHİ :07/12/2010
    NUMARASI :2010/725-2010/494
    DAVACI-KARŞIDAVALI : …..Rehabilitasyon Sağlık Hiz Tic Ltd.Ştivekili Av.
    DAVALI-KARŞIDAVACI : Pınar …. vekili Av.

    Taraflararasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Ankara 4. İş Mahkemesince, asıl davanın reddi ile karşı davanın kısmen kabulünedair verilen 18.03.2008 gün ve 2006/622 E., 2008/161 K. sayılı kararınincelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay9.Hukuk Dairesi'nin 03.05.2010 gün ve 2008/25196 E., 2010/12050 K. sayılı ilamıile;(...Davacı–karşıdavalı vekili, davalı işçinin 22.07.2005 tarihinde belirsiz süreli işsözleşmesi ile müvekkili davacı nezdinde çalışmaya başladığını, 24.05.2006tarihinde istifa dilekçesi verdiğini, yönetim kurulunca istifa dilekçesininkabul edilmemesi üzerine davalının 16.06.2006 tarihinde haklı bir nedenbulunmaksızın ve ihbar önellerine de uymaksızın hastane yetkililerine dehakaret etmek suretiyle işyerini terk ettiğini, bu durumun işverence düzenlenentutanaklarla belgelendirildiğini öne sürerek 4 haftalık bildirim önelikarşılığı olan 1200,00 TL ihbar tazminatının hüküm altına alınmasını talepetmiştir.Davalı–karşıdavacı vekili davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde, müvekkilinin 24.05.2006tarihli istifa dilekçesi ile istifa ettiğini işverene bildirdiğini ancakyönetim kurulunun istifa dilekçesini kabul etmediğini bunun üzerinemüvekkilinin 16.06.2006 tarihine kadar çalışmasını sürdürüp bu tarihteişyerinden ayrıldığını, işverenin iş sözleşmesinin işçinin işverenden izinalmaksızın veya haklı bir neden olmadan ardı ardına 2 iş günü işine devamettiği gerekçesiyle feshettiğini, haklı dahi olsa iş sözleşmesini feshedenişverenin işçiden ihbar tazminatı isteyemeyeceğini savunarak davacı- karşı davalıvekilinin davasının reddine karar verilmesini ve müvekkilinin20.05.2006-16.06.2006 tarihleri arasındaki ücretinin ödenmemesi nedeniyle ücretalacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, “Davalı-K.davacının hizmet akdiişveren tarafından devamsızlık nedeniyle feshedildiğinden haklı nedenle de olsaiş akdini fesheden tarafın ihbar tazminatı talep etmesi mümkün olmadığındandavacı-K.davalının ihbar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir. Davalı-K.davacının ücret alacağına ilişkin talebine gelince; Karşı davacının 20.05.2006-16.06.2006 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin ücretinin ödendiği hususuusulüne uygun olarak karşı davalı işveren tarafından kanıtlanamadığındandavalı-K.davacının davasının kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hükmün kurulmasıgerekmiştir.” gerekçesiyle davacı–karşı davalının davasının reddine,davalı –karşı davacının davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hüküm, davacı –karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadakiyazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebepleregöre, davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyizitirazları yerinde değildirMahkemece,yazılı gerekçe ile davacı–karşı davalının ihbar tazminatı talebine ilişkindavasının reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, fizyoterapist olarakgörev yapan işçinin, 24.05.2006 tarihinde istifa dilekçesi verdiği, budilekçesinin işverence kabul edilmediğinin bildirilmesi üzerine 16.06.2006tarihinde iş yerinden ayrılarak iş sözleşmesini eylemli olarak feshettiğianlaşılmaktadır. Nitekim bu husus, davalı-karşı davacı vekilinin dekabulündedir. Davalı–Karşı davacı işçinin davacı–karşı davalı işyerindekitoplam çalışma süresi dikkate alındığında, istifa dilekçesi ile eylemli fesihtarihi arasında geçen sürenin de ihbar öneli olarak değerlendirilmesi mümkündeğildir. Bu durumda,davalı – karşı davacı işçinin, iş sözleşmesini, işverenden önce eylemli olarakfeshettiği kabul edilerek işverenin ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirkendeğinilen gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup bozmayıgerektirmiştir...) gerekçesiylebozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda,mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
    TEMYİZEDEN : Davacı-karşı davalı vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk GenelKurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiğianlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:Dava, ihbartazminatı alacağının, karşı dava ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece;asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Özel Dairece;yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile karar bozulmuştur. Mahkemece;önceki gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiştir.Yerel mahkemeile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; asıl dava konusu ihbar tazminatı alacağınoktasında toplanmakta olup; karşı dava yönünden verilen karar bozma nedeni yapılmamıştır.Direnme kararınıdavacı-karşı davalı vekili temyize getirmiştir.Açıklanan maddiolgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle Hukuk Genel Kuruluönüne gelen uyuşmazlık; İstifa dilekçesi, işverence kabul edilmeyen işçinin, işyerine iki gün üst üste gelmemesi halinde, iş akdini fiili olarak feshettiğininkabul edilip edilemeyeceği, işveren tarafından iş akdinin devamsızlık nedeniile feshedildiğinin bildirilmesinin sonuca etkili olup olmadığı noktasındatoplanmaktadır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, işinesasına girilmeden önce, dava konusu alacak miktarı itibariyle direnme kararınakarşı temyiz yolunun açık olup olmadığı, ön sorun olarak tartışılmıştır.Hemenbelirtilmelidir ki, 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450.maddesiyle de 1086 sayılı HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlüktenkaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunlarınortaya çıkmasını engellemek için, 6100 Sayılı Kanuna geçiş hükümlerini ayrıcadüzenlemiştir.Bu bağlamda 6100Sayılı Kanunun Geçici 3.maddesi;"(Ek:31/03/2011- 6217/30 md.) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılıAdli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi Resmi Gazetede ilanedilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkinyürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.(2)Bölge AdliyeMahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yolunabaşvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.(3)Bu KanundaBölge Adliye Mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin görevebaşlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleriuygulanır."hükmünüiçermektedir.Yukarıdaki maddemetninden, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhinetemyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086sayılı Kanunun 26.9.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişikliktenönceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkçaanlaşılmaktadır.Bilindiği üzere,21.7.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğüistisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun" yürürlük tarihinden sonra Yerel Mahkemelerce verilen hükümleryönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindekitemyiz (kesinlik) sınırını bir milyar TL; yine yürürlük tarihinden sonraYargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nca temyiz incelemesi sonucundaverilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilebilmesi için440/III-1.maddesinde aranan parasal sınırı da altı milyar TL olarakdeğiştirmiştir. 5219 ve 5236 sayılı Kanunlara göre katsayı artışı uygulanarakbu sınırlar arttırılmıştır.Direnme kararının verildiği 07.12.2010 tarihinde bumiktar 1.430.TL'dir.16.07.1981 günve 2494 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarınailişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihaikararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağıbelirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz vekarar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulanhükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir.Bir mahkemekararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu(kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihindeyürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyiiçeriyor ise, ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki "karar" teriminin,Yerel Mahkemenin, Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını dakapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.Yeri gelmişkeneldeki davada temyize konu alacak miktarının ne olduğunun açıklanmasında yararvardır:Davacı-karşıdavalı eldeki asıl dava ile; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın1.200,00 TL ihbar tazminatı istemiş; mahkemece asıl davanın reddine kararverilmiştir.Mahkemeceverilen karar, Özel Dairece, asıl davaya konu ihbar tazminatına yönelik olarak bozulmuş, karşı dava yönünden bir bozmanedeni yapılmadığından, hükmün bu kısmı kesinleşmiştir.Direnmekararının verildiği 07.12.2010 tarihinde, temyiz (kesinlik) sınırı 1.430,00- TLolmakla, direnme kararına konu miktar (1.200,00-TL) açık biçimde temyizedilebilirlik sınırı altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yolunagidilmesi, miktar itibariyle mümkün değildir.Hal böyleolunca, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.SONUÇ: Yukarıdaaçıklanan nedenle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinin 6217 sayılıKanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen"Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılandeğişiklik öncesi şekli ile yürürlükteki 427/2.maddesi gereğince REDDİNE, istekhalinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 sayılı İşMahkemeleri Kanununun 8/3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmaküzere, 21.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
    Untitled Document